28 Şubat 2010 Pazar

Kafa bulandıran şarkılar

Özel radyoların yeni yetme bir çocuğun suratında patlayan sivilceler misali, dakika başı bittiği 90lı yılların başıydı. Hangi istasyonu deneseniz çalan parça DJin seçimi değil; dinleyicinin istek parçası oluyordu. Şarkı isteme güdüsünün cahillikleri bastırdığı komik bir dönemdi ve radyolarda şaşkınlık örneği istek parçalar uçuşuyordu.

Bu şaşkınlara örneklerden biri, kız arkadaşından yeni ayrılmış ya da sevdiği kızın yüz vermediği hırs yapmış tiplerden gelen istek parçalardı. Bunlar kadınsız bir dünya daha mutlu daha az acı olacaktır; tüm erkekler için gelsin diyerek Bob Marley klasiği “ No Woman no Cry “ çaldırıyorlardı sürekli. Bob Marley`in parçalarındaki isyankar hüznün, aşk acısından geldiğini sanan alıklardı bunlar. Sadece şarkının adına bakarak bunun, kadın yoksa gözyaşı da yok olduğunu sanan cahil şairlerdi belki de. Marley`in birakin kadınları hor görmesini, tam tersi kadına seslenerek ağlama sakın kadın diyerek teselli kaygısı taşıyan “No Woman No Cry.

Bir diğer romantizm hatası da gene aşkla pek işi olmayan bir gruba yüklenen derin anlamda sıkışıp kalmıştı. Bu sefer sevgilisi olup da onun hasretini çekenler, Pink Floyd`un “ Wish You Were Here.” Şarkısını milli marş ilan etmişlerdi. Parçada bahsedilenin ne sevgilisi, insan bile olmadığı bir parçadan bahsediyoruz burada.

Bunlar gene İngilizceyi yarım yamalak bilenlerin ürünleri. Bir de ana dili İngilizce olan koskoca bir ülkeyi yönetmek için adaylığını koyanların tarihi hatası var.
Bruce Springsteen “ Born In The USA” parçasında adından da sanılacağı gibi Amerikalı olarak doğmanın gururundan bahsetmez. Eline silah tutuşturulup Vietnam`a sarı kafa avlamaya gönderilen gazilerin trajedisidir o parçada geçen hikaye. Amerikalı olarak doğmanın tanımı, tıpkı her yerinden ısırılmış bir köpek gibi hayatının yarısını iyileşmekle geçirmektir. Oysa aynı şarkının vatanseverliğin dünyanın öte yanında savaşmak olduğunu sonuna kadar savunan Amerikan Cumhuriyetçilerinin Ronald Reagan`ın seçim kampanyasında seçtikleri resmi slogan olması da ilginçti. Tabi sonradan birilerinin şarkının sözlerini dikkatli dinlemeyi akıl edip şarkıyı apar topar kampanyadan kaldırması da bir o kadar komik.

Bir de ne şaşkınlık ne de cahillikle alakası olan seçimler var. 2000li yılların başında Örümcek Adam efsanesi sinemalara tekrar dönüş yaptığında arkasında çok güçlü bir soundtrack albüm vardı. Çıkış parçası Nickelback solisti ile Chad Kroeger`ın ortak çalışması “ Hero ” sözleriyle Örümcek Adam`ı övmek yerine Tina Turner`ın “ We Don”t Need Another Hero” parçasından esinlenmiş gibiydi. Kahramanlıklarıyla koca bir kenti kurtaran Örümcek Adam`ı şöyle anıyordu: “ Bir kahraman gelip güya bizi kurtaracakmış. Başlarım ülen ! benim beklemeye niyetim yok arkadaş, çeker giderim ben buralardan.”

2 yorum:

Serhat dedi ki...

Şarkılar konusu hassas bir konudur..

Bizim "damdan düşeni damdan düşen anlar" felsefemizden mi kaynaklanıyor bilmem ama o an seni anlatan bir şarkı olsun istiyorsun, eğer böyle bir şarkı yok ve sende yetenek varsa sen yazıyorsun ama hem şarkı yok hemde yetenek yoksa mecburen eldekileri duymak istediğin gibi dinliyorsun.

Elinize sağlık..

Not: "lay lay lay lay lay laaay" gibi nidaların da bu boşluk hissinden kaynaklandığını düşünüyorum.

cüzzamlı melek dedi ki...

bana o vakitler kafa bulduran şarkıların başında "smells like TEEN spirit" gelirdi. eee bizim de tineyç olduğumuz günler oldu.
anam nasıl grunge dinlerdim ki hala dinliyorum. o norveç menşeli metal gruplara az mı dadandık. bi rock kazanı dergisi vardı sahi. aa du ben bunu yazayım benim yerde...

:))