11 Ocak 2011 Salı

Karizma deyince

Eskiden Türkçe'de çekici diye bir sözcük vardı. Yerini seksi aldı.

Ben şahsen karşı cinsi yakışıklı, çekici ve karizmatik diye sıralandırdığımda seksi yaklaşımını en sona almışımdır. Seksiler salak olabilir mesela, anlık bile olabilirler. Sabah yeni kalkmış bir seksi akşam onunla tanıştığınızdaki kadar etkili midir acaba ?

Oysa listenin tepesinde gelen karizma hali cinsellik üzerinde bir güce sahip olmakla ilgilidir. Hangi meslekten olmanızla, yaşınızla, giyim tarzınızla pek alakası yoktur, bu özellikler ancak tamamlayıcı olabilir.

Ortama girdiğinizde belki tüm bakışlar üzerinize toplanmaz ama konuşmaya başladığınızda insanlar hipnoza girmiş gibi susabilirler. Ya da bir toplantı boyunca sustuktan sonra tek bir cümleyle herkesin onayını alabilirler.

Karizmatik biriyle gözgöze gelen insanın o etkiden çıkabilmesi için çaba yeterlidir ama bir daha o kişiyi unutabilmesi mümkün değildir.

Steve McQueen örneğin.. Fotoğrafa baktığınızda sadece yakışıklı bir yüzden fazlasını görmek bile mümkün. Hele her hangi bir filmini oturup yoğunlaşarak izlediğinizdeki etkiyi düşünün. Kırk yıl önceki bir filmdeki bir adamın yalnızca bakışlarıyla hala nasıl yıkıcı bir güce sahip olabileceğine şaşırabilirsiniz.


Karizmanın tiple alakası olmadığının en sağlam kanıtı bana göre 90'lı yılların futbol hakemi Pierluigi Collina'dır. Bırakın yakışıklı olmayı, kimsede her hangi bir dürtü uyandırmayacak hatta iticiliğe yakın bir fiziğe sahiptir kendisi.

Unutulmaz hakemlerden biri olarak görülmesi sadece çok iyi bir hakem oluşuyla ilgili değil aynı zamanda aldığı kararlarda en az itiraz gören hakem olmasıyla ilgili. Zira sahada saçtığı o korkuyla karışık karizmatik duruşu en akılsız futbolcunun bile itirazını uzatmaması gerektiğini hemen o anda kavramasını sağlamıştır. Öyle ki Collina düdük çaldı mı herkes susar ve kararı uygular.


Hem çekicilik hem çekimserlik etkisinin karma gücünü görebileceğiniz tek isim ise Yul Brynner'dır. Belki herkes yakışıklı bulmaz ama kimsenin onun çekici bir erkek olduğunu inkar edeceğini sanmıyorum. Öte yandan, filmlerini izlerken tıpkı McQueen gibi bakışları sizi delip geçer. Ama Yul Brynner'ınkiler ciddi biçimde korkutucudur da. Öyle ki gerçek hayatta karşılaşma ihtimalinizin olmadığı için kendinizi şanslı bile hissedersiniz.

Bu iyi bir oyuncu olmanın çok ötesinde birşeydir.

Ve tamamen doğuştan gelir..

2 yorum:

WR dedi ki...

yul brynner hayranlığım sınır tanımaz, kendisini böyle çatadanak karşımda görünce ziyadesiyle memnun oldum, o güzel kafasından kendisini, o güzel aklından da seni öperim şekerim!

akıldan öpmek gibi yeni bir yakınlaşma imkanı yarattığım için kendimi ayrıca çok seksi bulduğumu da yazmalıyım. :)

pisikopati dedi ki...

yawu uyumsuz ve wiri insanları bizim birbirimizi bulmamız boşuna değilmiş ben hiç bi zaman erol evgine aşık olmadım ama yul brynnera hastaydım...