16 Ocak 2009 Cuma

Tarih kitaplarına girmeye layık görülmemiş bir şahsiyet: Vecihi Hürkuş

Gülen Gözler filminde herkesin hastası olduğu ve Şener Şen'in canlandırdığı pilot Vecihi karakteri vardır. Bu filmi herhalde yetmiş kere izlemiş, süper kitap okurum diye geçinen, üniversite mezunu, otuzüç yaşımdaki ben daha ancak öğrendimki aslında bu karakter gerçekten yaşamış bir pilottan esinlenerek yaratılmış.

Vecihi Hürkuş.

Dün öğle yemeğinde iş arkadaşım bahsettikten sonra bilgisayar başına geçip de Hürkuş'un hayat hikayesini okudukça inanamadım ve okuyup da öğrendiklerimi gördükçe her zamanki gibi asabileştim. Şimdi aşağıda belli başlı önemli noktaları okuduktan sonra siz de böyle bir adamdan nasıl haberimiz olmadan bu ülkede bizi yetiştirmişler diye hayata isyan edeceksinizdir; eminim.

  • Vecihi Hürkuş, İstanbul, Arnavutköy 6 Ocak 1896 (1311) tarihinde doğdu

  • 1912’de Balkan Harbi’nde gönüllü olarak Edirne’ye giren kuvvetler içinde yer aldı. Sava sonrası Beykoz Serviburun’daki esir kampına kumandan oldu. Tayyareci olmak istiyordu. Birinci Dünya Savaşı’na girerek Bağdat cephesine uçak makinisti olarak gönderildi. Orada bir uçak kazasında yaralanarak İstanbul’a döndü. Yeşilköy’deki Tayyare Mektebi’ne girerek tayyareci oldu.

Ve şimdi dumur olmaya hazırlanın..

  • 1917 sonbaharında Kafkas cephesine, 7. Tayyare Bölüğü’ne atandı. Orada bir uçak düşürerek Kafkas Cephesinde uçak düşüren ilk Türk tayyarecisi oldu. Bir hava savaşında yaralanarak düşünce esir düştü. Esir olarak Hazar Denizi’ndeki Nargin adasına gönderildi. Azeri Türklerinin yardımı ile adadan yüzerek kaçtı. Birlikte kaçtığı bir arkadaşıyla Erzurum’a kadar yaya olarak geldiler.

  • İstanbul işgal edilince esaretten dönen askerlerin arasında gizlice gemiyle Mudanya’ya, Bursa’ya ve Eskişehir’e giderek Kurtuluş Savaşı’na katılmıştır. Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan, İzmir hava alanını işgal eden tayyareci olmuş, üç defa takdirname alarak kırmızı şeritli İstiklal Madalyası kazanmıştır.

  • Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu tayyaresini alma görevi verilmiş ardından hizmet karşılığı bu uçağa adının verilmesi, 1919’dan beri uçak projeleri yapan Hürkuş’ta uçak inşa etmek düşüncesini yeniden canlandırmış. Ganimet olarak Yunan’lılardan ellerine geçen pek çok motordan yararlanarak projesini hazırlayıp ilk uçağı Vecihi K VI’ yı imal etmiştir. Ancak ürettiği uçak heyetten onay almayınca sonunda dayanamaz ve uçuşunu yapar ancak cezalandırılır. O da Hava Kuvvetlerinden ayrılır.

  • Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” yönermesiyle havacı bir kuşak yetiştirmek için kurulan Türk Tayyare Cemiyeti, halkın bağışları ile yaşayan bir kuruluş olacaktı. Bunun için bir okul açmak, milli bir hava sanayi kurmak amacındaydı. Hürkuş, yaptığı uçağını geri alıp, T.T.C.’nin bağış toplama faaliyetlerinde kullanarak halka havacılık sevgisini aşılamak istiyordu ama, uçağını geri almayı başaramadı. Bağış toplamak için bir madalya tüzüğü hazırlandı. Bağışa göre bronz, gümüş, altın ve elmaslı madalya verilecek, 10.000 TL. bağışlayanın adı da alınacak uçağa ad olarak verilecekti. ilk yardım Ceyhan ilçesinden gelmiş, 10.000 TL telgrafla bağışlanmış, alınan ilk uçağa da Ceyhan adı verilmiştir. Hürkuş’un uçakla yurtiçi bağış gezileri de bu uçakla başlamış.

  • 1930 yılı yıllık iznini 2 ay ücretsiz olarak uzatıp Kadıköy’de bir keresteci dükkanını kiralayarak, 3 ay içinde ilk Türk sivil uçağını, aslında ikinci uçağı Vecihi K-XIV uçağını inşa etmiştir. İlk uçuşunu 16 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de büyük bir kalabalık ve basın topluluğu karşısında yapmış. Uçak iki kişilik, tek motorlu spor ve eğitim uçağıdır. Uçağı ile birlikte uçarak Ankara’ya dönmüş, Ankara üzerinde bir gösteri yapmış, Başbakan İsmet İnönü ve bazı komutanlar tarafından uçağı incelenerek tebrik edilmiş. Uçabilirlik sertifikası verilmesi için İktisat Bakanlığına müracaat ederek müsaade istemiş. 14 Ekim 1930’da, “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir” cevabını almış.

  • Bakanlık aracılığyla uçağa istenen belgenin alınması için Çekoslovakya’ya gönderilmesi kararı alınmış. Hürkuş, Prag’a geldiğinde henüz tayyare gelmemişti. Tayyareye ait bütün resmi evrak önce Çek diline çevrilmiş, uçak gelince de tekrar monte edilerek uçağın malzemeleri ve her türlü teknik kontrolu yapıldıktan sonra uçuşu istenmiş. Her türlü uçuş şekilleri ile uçuşun kontrolu tamamlanmış. Hürkuş 23 Nisan 1931’de Çekoslovakya’lı yetkililer tarafından civardaki bir gazinoda düzenlenen bir törenle, baş köşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazılı bir pankartla onurlandırılarak uçuş müsaadesini almıştır. 25 Nisan 1931’de Çekoslovakya’dan uçarak Türkiye’ye gelmek için yola çıkıp 5 Mayıs 1931’de Türkiye’ye gelmiştir.

Buraya kadar gösterdiği çaba, Türk Havacılığını geliştirmek adına verdiği emekten dolayı bile her kentte adına bir cadde olması gerekir. Ancak yazıyı uzun tutmak istemediğim için ancak girişini yapabildiğim hayat hikayesi ve çok daha önemli bilgileri aşağıdaki adresten okuyabilirsiniz Mutlaka bakmanızı öneriririm http://www.tayyareci.com/hvtarihi/vecihihurkus/index.asp

Yakın zamanda CNN Türk'te 5N1K'ya konuk olan 90 yaşındaki kızının katıldığı programa da belki bir yerlerden ulaşabilirsiniz. Benim şimdiki hedefim zira öyle.

Böylesine önemli bir şahsiyetten beni bilgilendirmeden bu yaşa getiren ve şimdi Hürkuş hakkındaki belgelere ulaşmak için süründüren zihniyete olan hislerimi anlamış olacağınızı diliyor, Gülen Gözler filmi sayesinde Hürkuş'la bizi bir şekilde tanıştıran rahmetli Ertem Eğilmez'i saygıyla anıyorum.



16 yorum:

pisikopati dedi ki...

Ne bekliyordun Uyumsuz kardeşim, paraların arka yüzüne mi basacaklardı resmini!!! Bir filmde adı geçmiş ya yeter...fazlasına gerek yok.

JoA dedi ki...

ya ben de vecihi hürkuş'un hikayesini geçen hafta öğrendim. öğrenme nedenim ise trajikomik. kuzenimin oğlu itü'de uçak mühendisliği masterına başlayınca, kardeşim filmden esinlenerek ona "vecihi" lakabını taktı. biz de vecihi aşağı vecihi yukarı devam ettirdik bunu. geçenlerde çocuk dedi ki "ya siz bana ne kadar güzel bir şey söylüyormuşsunuz aslında. google'a baktım, muhteşem bir adammış vecihi hürkuş!"

diyecek başka sözüm yok, hepimiz utanalım.

Uyumsuz dedi ki...

Adam İTÜ'de uçak mühendisliğinde master yapıyor ve google'a bakmayı akıl etmese haberi yok mu yani Vecihi Hürkuş'tan ??

Tutmayın beni, yakıcam ben bu milli eğitimin bütün kitaplarını. Oturup baştan yazsınlar her birşeyi, bu ne bea !!

irfun4ever dedi ki...

Aslında pek şaşırmadım. Size birşey söyleyeyim. Rahmetli Cahit Arf, evet şu anda bir paramızın arkasında resmi var, Kendisi öldüğünde sadece NTV de 5 dakikalık bir haber vardı. O günü çok iyi hatırlarım. Vay be demiştim sanatçı olsa bu kadar olmazdı.

Ama Cahit ARF şimdi pek çok sanatçının ulaşamadığı bir yerde.

JoA dedi ki...

uyumsuz: tabii ki haberi yok. muhtemelen adamın hocaları da tanımıyordur vecihi hürkuş'u.

irfun4ever: güya iyi bir üniversitede eğitim almış, bunca yıllık iş deneyimi olan, üstelik tarihe meraklı biriyim. cahit arf'ın torunuyla tanışınca haberdar oldum böyle bir insanın varlığından. pek çok ünlünün ulaşamadığı bir yerde. ama aynı sayıda insan tarafından tanınmıyor.

WindRider'ın şirketi için takvim hazırlanırken Türk bilim insanlarını düşünmüş de nasıl sıkıntı çekmiştik. Windy, gel de sen anlat asıl.

Attila dedi ki...

Kargakafa, bilgi icin sagol. Benim dikkatimi şu kısım çekti: 25 Nisan 1931’de Çekoslovakya’dan uçarak Türkiye’ye gelmek için yola çıkıp 5 Mayıs 1931’de Türkiye’ye gelmiştir. Uçağına ve yaptıklarına saygım sonsuz da yolculuk biraz uzun olmamış mı? :)

Desertwind dedi ki...

Bak bende bilmiyordum.Utandim...Hepimiz Vecihiyiz:)(Burasi biraz fazla kacti sanirim!:)

Basak dedi ki...

Bu değerli paylaşım için çok teşekkür ederim. Hiç bilmiyordum, çok ama çok utandım. Tıpkı bir başka değerimiz Sakallı Celal'i keşfettiğimde gönlümden geçenlere tercüman olmuşsun. eline sağlık kafamızda bir lamba daha yaktığın için...

Uyumsuz dedi ki...

Sevgili Başak, utanarak soruyorum, Sakallı Celal kim ?

Basak dedi ki...

Sevgili Uyumsuz; merak etme yalnız değilsin:) google'da bir ara, kendisi Neyzen Tevfik gibi son derece özgün bir filozofumuz(muş) yakın zamanda bir kaç blog da okuyunca öğrendim ben de... Öğrenince, aynı bu yazında hissettiğim gibi, utandım kendimden, bir de çok bilir geçirinim...:) Kendi değerlerini bilmeyenin değerini başkası bilir mi hiç? Görevimiz bizim yolumuzu aydınlatan bu değerlerimizi keşfedip yeni nesillere aktarmak. hele de internet teknolojisi varken artık bilmemek hepten ayıp...

WindRider dedi ki...

uyumsuz önce teşekkürler çok keyifle okudum ve bilmediğim için utandım... halbuki bakarsan eğer, msn emoticonlarım arasında kanatlanmış uçan bir tip var ve adı "vecihi"...!

bunu söylemekten nefret ediyorum ama gerçekten "bu kadar"ız işte.

joa'nın dediği gibi (her yıl bir takvim yaparız şirkette, özel bir konu seçeriz - bu yıl için de "türk bilim tarihi" konumuzdu) çok zorlandık başlarda. hatta - ben ve canım joa'm da dahil olmak üzere çoklukla "nereden seçtik bu konuyu yahu ne yapacağız şimdi" diye çok debelendik (joa arkadaş kontenjanından çok yardımcı oldu buradan kendisine teşekkürü borç bilirim). bir şekilde 12 ay kotardık ama sinirim çok bozuldu bu arada... bizim bilim insanlarımız, kaşiflerimiz ve mucitlerimiz yabancı sitelerde boy boy bulunabilirken kendi ülkelerinde ya hiç tanınmıyorlar ya da bambaşka şekilde tanınıyorlar.

üzücü tabii...

aldım elime kalemi estim geçtim, şimdilik gidiyorum ama bu iyi fikir oldu şu takvim metin ve görsellerini ben birer ikişer bloga alayım :)

Uyumsuz dedi ki...

sevgili Wind, takvimi çok merak ettim. Hatta varsa ben istiyorum ondan ehu :))

WindRider dedi ki...

derhal takvimlerden (geçen yılların "düşünce tarihi" - "felsefe tarihi" - "genom" - "alternatif enerji kaynakları" konulularını da ekleyerek ve hatta daha eski tarihlileri de bulmaya çalışarak) ayırıyorum adına Uyumsuz...

al takvimlerini ver lazanyamı yaparız - aynı anda eşit hızla :P

Uyumsuz dedi ki...

evet evet, ama ne zaman lazanya yicez, yedircez ? mayısta mı ?

JoA dedi ki...

aaaaa takvim ve lazanya transferi var da haberim yok! bensiz yaparsanız acımam harcarım ona göre :-P

uçuşuk dedi ki...

böyle bir bilgiye sayenizde ulaştığım için teşekkürü bir borç bilirim...