Şurası kesin ki ne Baykal ne de FB taraftarı olmadıkları için şükreden bir yığın insan var artık aramızda. Nasıl bir uğursuz haftaysa ülkenin üçte birinden fazlası hayata küstü, diğer kesim de inadına üstüne gidiyor bu insanların.Her iki taraf için de bir düşüş söz konusu. Baykal, yıllardır çevresindeki yardakçıların dışındaki kimseyi dinlemeden inadını sürdürmesinin acı sonucunu yaşıyor . " Madem gitmezsin biz de seni rezil etmesini biliriz " mantığıyla bel altı sataşmasına kurban verdi kendini. Şimdi evine kapanmış, oyunda haksızlık gördüğünü iddia eden küskün çocuğu oynuyor.
Kader kurbanı mı Baykal ?
Elbette değil, tam bir etme bulma dünyası hikayesi onunki.
Peki FB taraftarının acısının nedeni sadece diğer takım taraftarlarının fena sataşmaları mıdır ? Açıkçası sanmıyorum. Şampiyonluktan başka seçeneği kabul bile etmeyen bir kitlenin, stada giderek kendilerini timsah terbiyecisi ilan ettikten sonra timsaha yem olmalarını ekranlardan izlediğimiz anda patladı herşey.
Kimse hiç şampiyon olmamış bir takımın gerisinde kalıp şampiyonluğu Bursaspor'a kaptırdıkları için dalga geçmedi onlarla. Alt tarafı bir puan yüzünden kaybedilen bir yarış söz konusu aslında. Üstelik dalga geçenlerin takımları on puan geriden geliyorlar.
Bence asıl trajedi sahadaki o taraftarın, şampiyonluk kutlamasını rakibiyle alay ederek yapmasıydı.
Öte yandan FBlilerin neden evlerine kapandıklarını, işe gitmeyerek, telefonları açmayıp kendilerini sosyal hayata kapadıklarını anlayamıyorum. İlk gece şok yaşandı ama ertesi gün artık gelen sataşmalara karşı kalkan geliştirmeleri gerekirdi diye düşünüyorum.
Bununla ilgili Attila hatırlar, aramızda şöyle birşey geçmişti.
Onun uçuş ve seyahatlerini planladığım bir pozisyonda çalıştığım senelerdi. Bir Helsinki uçuşunda aslında normalde her hangi bir transfer ayarlama adetim olmadığı halde bir şaka yapayim dedim.
Taksi rezervasyonu yaptım ve ona da alanda seni elinde tabelayla karşılayacaklar dedim. Gece geç varıyorsun falan bekleme diye de destekledim.
Taksi firmasına Attila'nın isim ve soyadını vermek yerine o sıralarda ona sürekli seslendiğim gibi " Yamuk Kafa " yazdırdım. Yani Attila Helsinki'ye indiğinde onu elinde " Yamuk Kafa " tabelası tutan bir Finli şöför karşılayacaktı :)
Gece geç vakit Attila'dan cep telefonuma mesaj geldi. Şöyle başlıyordu:
" Rezalet, ismimi yanlış yazmışlar. "
ve devamı
" Yamuk Kafa yerine Yanuk Kafa yazıyordu, rezalet ! "
Fenerbahçe taraftarı, hatta bence Baykal'ın bile Attila'dan öğreneceği çok şey var gibi..





