
kılıçbalığı olmadığı zamanlarda, pelin haliyle tanıdım. iş icabıtanıştık. daha doğrusu benim çalıştığım şirket, onun çalıştığı şirketehizmet veriyordu. bilin bakalım o hizmet ekibinde kim vardı? bravo,bildiniz. iş ortamında insanı tanımak zor oluyor biraz. hepimiz az yada çok maskelenip çıkıyoruz arenaya. o yüzden şimdi, yani ben iştenayrıldıktan sonra hâlâ pelin'le görüşüyor olmamız bana daha güzelgeliyor ne yalan söyleyeyim. bu hatunla bir iş seyahati maceramız bilevar. efenim, sanırım yıl 2007 (öyle miydi yav?). bu hanfendüyle,turistik gezi için aklınıza gelmemesi muhtemel bir ülkeye gideceğiztoplantıya. ben ilk defa yurtdışına çıkıyorum. üstelik o ülkeyi görmekiçin de pek hevesliyim. havaalanına geldik. uçağa binmeye 2 saat filanvar sanırım. pasaport kontrolünden geçtik. bekleyeceğiz mecburen. bentam oturacak bir yer bakınırken, bu hatun 'benim işim var, takıl sen,görüşürüz,' dedi, gitti. bakakaldım önce. hemen arkasından içimden,'aha, papazı bulduk, bu yol bitmez artık,' diye geçirdim. bunu pelinde şimdi öğreniyor:) ama öyle olmadı. papazı filan ne gördük nebulduk. aslına bakarsanız, tam da istediğim gibi, çok vıdı vıdıyapmadan, hafif hoşbeşlerle, kimse kimseyi sıkmadan güzelce gittikgeldik. sonra ben işten ayrıldım. ayrılırken haberleşmek üzereanlaştık. ve sözümüzü tuttuk. bir blog açtım. hemen geldi ziyarete.onu kapattım, yenisini açtım, yine buluştuk. benim bu gelgitlerimarasında 'acımam harcarım' doğdu. ve bende olmayan istikrarı gösterdi.hâlâ aynı blogla devam ediyor uyumsuz kişisi. statükocu, nolcek :-Pbence en önemlisi şu: uyumsuz, bu blog yazarlığı işini ne birsaplantıya dönüştürdü ne de ihmal etti. hepimizin yapabildiği bir şeydeğil bu. her gün yazmadı. ama çooooook uzuuuuun aralar da vermedi.beğenilme kaygısı gütmedi (ya da bize öyle yutturdu, bilmiyorum:))canının istediği gibi yazdı. ve neler neler yazdı. yani gerçekten dekenya'nın başkenti, tembelin fırçası, vıdı vıdı vıdı.şimdi bakıyorum, ruhumun kızkardeşi, çatalkaram windy'yle ve beni birkez olsun göremediği için varlığımdan şüphe duymaya başlayıpkutsallaştırarak adıma mum yakmayı planlayan bir başka süper şahsiyetpisikopati'yle her ay buluşuyorlar. arada kaçamaklar da yapıyorlargizli gizli. çok mutlu oluyorum yahu.özetle, ben bu blogu okuyorum kardeşim. her yazıyı aynı keyifleokumuyorum. çünkü bazıları bana hitap etmiyor. çünkü ben benim, o dao. hah işte, olay bu. o da o! çok fazla yorum da yazmıyorum. zaten heryoruma da cevap yazmıyor (gıcık). uyuzlanacak bir tek bunu bulabildimpelincim. hadi bakalım, klavyene kuvvet:) öperim."
uyumsuz pamuk şeker gibidir, ama daha ziyade çomak kısmı. hani bi keyifle yemeye başlarsın, pembeyse her yerin bulaşık bulaşık olur ama mutlusundur. tam bi lezzet taarruzu daha için hareketlenirsin ki, elinde boş kalan çubuğa takılır gözün. işte uyumsuz önce bi güzel anlatır anlatır, heyecanlandırır... sonra kalan çomağı okuyanın gözüne hiç acımadan haaaart diye sokuverir. sen burada yazdıklarımdan daha iyi değilsin, aynı bokun belki lacivertisin demekten çekinmez. boyu küçüle küçüle 1.50'ye düşmüş, yakın gözlüklerinin üstünden bakıp çemkiren nineler gibi köşesinden verir veriştirir. onu takip ediyorsan canının yanmasına katlanacaksın arkadaş, beleşe zevk sefa lale devrinde kaldı.
biliyorum ki bigün başımı belaya sokacak. çoğu yazısıyla gazlanan bu baykuş, allah allah nidalarıyla meclise ya da bi futbol stadındaki holiganlar topluluğuna saldırıp kafayı gözü yardıracak, belki 62. dalga çerçevesinde paşalara koğuş arkadaşı olacak. gel gör ki bırakamıyorum, hatta biraz sessiz kalsa merak ediyorum neden yazmadığını. çok şükür verilmiş sözü var, tutuklanırsam avukat masrafımı karşılayacakmış. gerçi domuz gribi memleketimizi kasıp kavururken geliştirdiğimiz rüstem'in eşek kızları projesi ve donkeygirl malikanesi hayallerimiz bizi metris'e attırmadıysa daha da bi şey olmaz ama yine de kendimi çok güvende hissetmiyorum. yok yok, ben yandım siz kaçın. hiç bulaşmayın bu uyumsuz illetine, alışmayın. eviniz barkınız var, çoluk çocuk aç bilaç ekmek bekler. de hadi gidin yolunuza, daha ne okuyorsunuz be!"
(Ben bu zombiler yiyesiceden bıktım o benden bıkmadı. Mimlemeleri yetmemiş gibi bir de bloğu için methiye düzmemi istedi. İşi gücü bıraktım hatunun sipariş yazılarını yazıyorum. Sonra neden kendi bloğumu ihmal ediyormuşum. Zaman mı bırakıyorsun? Neyse başlayalım bakalım.)Hey gidi hey. Zombiler yiyesicenin bloğu kedikuyrugu.blogspot.com iki yaşında oluyormuş. Üstelik bu yeni yaşına da sitesinin yeni tasarımı ile giriyor. (Ne tasarım ya bloğun adı acımam harcarım ama renkler pembeler, maviler... aşk çocuğu veya dünyayı seven kadın olsa ne renkler yapacaktı merak ettim. Komşusunun bulaşık suyunu pembeli zemin üzerinde anlatınca komşu daha mı acımadan harcanıyor sanki? Hoş bloğun adını daha önce de eleştirmiştim. Acımam harcarım diye yazılan bir bloğun bu kadar acımalı ve kibar olmasından dolayı! Neyse kapatayım bu parantezi.)Acımam! Harcarım!'ın en sevdiğim tarafı pek çok konuda dikkat çekici olduğu kadar bilgilendirici de olması. Müzik başta olmak üzere pek çok konuda genel kültürümüze katkıda bulunması bence bu bloğu diğerlerinden ayıran bir özellik. (Tamam öyle de bu arada bu kadın da herşeyi bilen kadın mı ne? Bruce Springsteen'in şarkılarının gizli anlamlarından tut da, Galapagos kaplumbağalarının cinsel hayatlarına kadar her konuyu yazabilir mi yahu bir insan? Yazar... Yazdı... Yazıyor... Yazacak... Yazsın...)Ben espri yaparım. Pek çok insan yapar. Espri yetenek midir? Eh. Ama asıl yetenek bence nedir biliyor musunuz? Iyi bir karikatüristi, iyi bir karikatürist yapan nedir? Senelerce hergün, her istediğinde iyi bir karikatür üretebilmek. İşte o yetenektir. Herkes blog yazabilir. Ama iki sene boyunca üretebilmek, yazabilmek ve bunu pek çok kişiye beğendirmek işte bu yetenektir. (Hatta bir yazısı bir gazeteye mi, internet sitesine mi ne bile çıktı. Hatırlıyorum, duyurmak, böbürlenmek için herkese mail atmıştı. Benim Yünanistan'daki arkadaşım bile "Türkiye'den boyle bir spam geldi ne diyor bu?" diye sormuştu.)Acımam! Harcarım!'ın bir başka özelliği ise blogları ve blogcuları kaynaştıran bir ortak nokta olması. Normal şartlar altında benim yazdıklarımı farketmeyecek bir yığın insan beni onun takip etmesi sayesinde buldu ve okudu. Aynı şekilde ben de pek çok insanın yazılarını onun sayesinde takip etmeye başladım. Çok da iyi oldu. (Bunlardan bir kısmı hatta hızlarını alamadılar bir araya da gelmeye başladılar. Herşeyibilenkadın feat. Kedisevenhatunlar live @ Cafe Crown! :))) Bir de onun bu sosyalliği yüzünden başıma gelmeyen kalmadı. Ne yapsam bir dedikodu, bir aşk hikayesi, bir sansasyon... Yazdığı bir yazıyı eleştireyim dememe kalmadı bir yığın takipçisinin gözünde Tuna Kiremitçi oldum. Blog dünyası celebritileriyle muhabbetin kendince zorluğu. Yine olmadı! Bu parantezi de kapat!)Kısacası eline sağlık Uyumsuz. Daha nice senelere Acımam! Harcarım!





