26 Ekim 2010 Salı

Beslendik, barındık ama üreyemedik


İnsan her ne kadar beyinsel fonksyonlarını geliştirebilmiş de olsa özünde bir hayvan, bunu biliyoruz. Ve tüm hayvanlar gibi temel gereksinimleri de barınma, beslenme ve üreme üzerine kurulu.

Barınma ve beslenme üzerine binlerce yıldır yapılanlar tüm acımasız yöntemler ( hırsızlık, adam öldürme, gasp ) nedense üreme özgürlüğüyle kıyaslandığında daha bir hoş görülmüş. Halbuki daha iyi evlerde daha iyi koşullarda yaşamak için bazıları bazılarının yaşam hakkına kadar tacizde bulunulabiliyor ya da dünyada 1 milyar insan açken zengin ülke insanları tonlarca dokunulmamış yemeği çöpe atabiliyorsa bunun kabul edilebilir bir yanı olmasa gerek. Ama üremek söz konusu olduğunda nedense bu tür haksızlıklar hiç olmuyor.

Yani tecavüzlerin, ya da cinsel olarak kötüye kullanmaların nedeninin üremek olmadığını biliyoruz.Bu ancak cinsel tatmin amaçlı, karşı taraftan bebek yapmak niyetiyle bir yaklaşım değil.

O halde neden insanların üreme hakkıyla ilgili her zaman katı bir tutum var ?

Bir kadının evlenmeden çocuk sahibi olma hakkı en gelişmiş toplumlarda bile daha yeni benimsenirken dünyadaki milyarlarca kişi buna kötü gözle bakıyor. Ama neden ?

Bir çocuğun gelişiminde annenin en büyük rolü üstlendiği bir gerçek. E bırakın kadın kendinde o gücü buluyorsa kendi çocuğunu yapma hakkına sahip olsun. Araya sırf görüntü olsun toplum huzur dolsun diye anlaşamadığı bir erkeği sıkıştırmaya ne gerek var ?

Babası daha doğmadan ölen veya annesini terk eden çocukla babası ve annesi hiç birlikte olmamış bir çocuğun ne farkı var mesela, gelişim süreci açısından biri bunu açıklasın.

Bir de çocuğu olmayan çiftlerin taşıyıcı anne ile çocuk sahibi olma seçimine gitmeleri neden bu kadar büyütülüyor onu da anlamıyorum. O taşıyıcı annelerin kaçırılıp zorla baskı altında tutulmadıkları belli. Karnındaki bebek zaten bir başka insanın yumurta ve sperminden oluşan bir cenin. Adı üstünde, o kadın biyolojik olarak bir taşıyıcılık görevini üstlenmiş. E o halde neden bu kadar tantana ?

Neyin nasıl olduğuyla kafayı bozacağımıza sonuca odaklansak daha mantıklı olmaz mı ? Bebeklerin hangi koşullarda dünyaya gelmesinden öte nasıl yetiştirildikleri, ne tür ebeveyn sevgisi ve terbiyesi aldığı kesinlikle çok daha önemli.

Hem başta da dediğim gibi doymak için başkasının ekmeğini çalana, yağmurdan korunmak için başkasının sığınağına göz dikene ses çıkarmıyoruz da dünyaya yeni bir birey getirmek isteyenler neden engele takılıyor, bunu bir daha düşünmek gerek..

5 yorum:

pisikopati dedi ki...

süper bir yazı şekerim.

nalan dedi ki...

insanlarının başkasının hakkına göz diktiği için olmuyor mu zaten olanlar.
herkes kendi çöplüğü ile ilgilense o zaman senin benim evimin içinde ne olduğu ile bu kadar ilgilenmeyecek.
ha hırsız, uğursuz kısmını dışarıda tutuyorum, zira bunlar için çözümleme ile falan uğraşmak boşa gibi.

cüzzamlı melek dedi ki...

şimdi bacım,
kadın kısmının çoğu hayatını aç geçiriyo. neden? başkaları tarafından güzel bulunmak için. bi kere hiiiç "kendime saygım" demeyin. bak spor yapıyo, düzenli besleniyo demedim. aç yaşıyolar. böyle bi saygı yok.
erkek kısmının çoğu bütün ömrünü lanet arabasının bi üst modelini alabilmek için harcıyo. neden? sözüm ona toplumsal statüsünü arttırmak için. onun yerine ben gibi woswos sevdalısı olsa, alayla karışık espiri malzemesi olmaktan öteye gidemeyecek.

bu denli acımasız, ikiyüzlü, iğrenç, kendi kıçının açığına bakmadan elalemi diline dolayan bi toplumda hadi büyütelim dünyada yaşıyoken, babasız çocuk doğurmak nedir<? bencilliktir. ben ki özgürlüğümü her şeyin üstünde tutarım, buna karşıyım. neden?

o çocuğun hele de erkekse, onu dünyaya getiren adamın kokusuyla uyumaya, onunla yürümeye, ondan azar işitmeye, ona "babacım" demeye hakkı var. doğmamış her çocuğun buna hakkı vardır. annelik dürtüsü nası bişidir, belki dünyada en iyi bilen 3 kadından biriyim. ama sırf sevgilim bu işin üstesinden gelir mi endişesi yüzünden ben bile erteliyorum bunu. gönüllü annelik peşinde koşuyorum. ha olayı genişletirsek, sırf yaşlanınca bize baksın mantığıyla üreyen salaklar yüzünden dünya bu halde. ama o babasız çocuğa sen istediğin kadar sevgi ver, istediğin kadar kuzenin baba modeline bürünüp maça götürsün ya da erkek arkadaş tribi yapsın, bi babanın yerini kimse tutamaz. çünkü bu doğuştan dna mıza kodlanmıştır.
düşünün, anne babalarımızla ne kavgalar ederiz, ya da ne uzun küslükler yaşarız ama bi hastalansalar ya da canları sıkılsa ilk ve en çok bizim canımız yanar. ya da bi anne, binlerce çocuğun arasında kendi çocuğunu kokusundan tanır. neden? fıtrattan gelen bişi. (bu da pek diyanet bi laf oldu :P )

demem o ki babasız çocuk yapmayın, günah, bakın henüz o bebeğin psikolojisiyle sınırlandırdım. toplumda en ufak bişeyde yiyeceği "piç", "senin baban yok" damgasına gelmedim bile... ki bu mutlaka olacaktır hele ki türkler gibi 7. sınıf ülkelerde... kimin ne hakkı var doğmamış bi bebeği babasından ayırmaya ve ömür boyu utanç içinde yaşatmaya...

tamam doğurmak şahane bişi ki ben bile deli gibi istiyorum, ama annesiz babasız kalmış milyonlarca bebek var. gidin alın ak. sevaptır lan, öte tarafta da işte el ele çıkarsınız Allah'ın önüne...

çok önemli piyes: yazının son satırlarını okumadım. babasız çocuk kısmında koptum. işalla yine ve yeniden kel alaka bişi yazmamışımdır :)))

cüzzamlı melek dedi ki...

"Bebeklerin hangi koşullarda dünyaya gelmesinden öte nasıl yetiştirildikleri, ne tür ebeveyn sevgisi ve terbiyesi aldığı kesinlikle çok daha önemli."

heh madem önemli, hazırını alın yetiştirin. boşa masrafa girmeyin... benim çocuğum olsun, başkalarının düşüncesizce dünyaya getirdiklerinden bana ne mantığıyla iyi yetiştirilememiş potansiyel katil, fahişe, eroin kaçakçısı, terörist vs.... çocukları heba etmeyin.

ben alıyorum bebeğimi 33ümde. ekonomik olarak anca toparlıcam. bi kız çocuğu... nimet çubukçu kişisinin umrunda olmayan, pis kokulu kıllı hademelerin tecavüzüne maruz kalma, sevgilisi tarafıkndan ona buna satılma, devlet tarafından kapının önüne konma ihtimali olan bi kız çocuğu. belki de doktor olur,avukat olur, hayat kurtarır. ben de "ulan bu cüsse niye geldi bu dünyaya" sorumun yanıtını bulurum.

ay bi hislendim bi hislendim sabah sabah. zaten özlemişim sevgilimi ak... :(((

geveze baykuş dedi ki...

tüü zındık! senin gibiler yüzünden taş yağacak başımıza taşşşş!