25 Mayıs 2010 Salı

Zombilerden uzak

Zombi filmlerinden oldum olası hoşlanmam. Çünkü kendim için kaçınılmaz olan sonu görürüm o filmlerde hep.

Bu tür filmler, ortak bir saçmalık taşır. Dünya nüfusu hızla insanlıktan çıkarken hala elektrik vardır, cep telefonları çalışır ve hatta Internete bile erişim sağlanabilmektedir. İnsanlar zombilerden kaçarken bir kısım hala elektrik ya da operatör santrallerinde işlerini sürdürüyor olamazlar herhalde.

Ama filmleri daha da iç sıkıcı hale getirmemek için sanırım bu ayrıntı hep görmezden gelinir. Çünkü şurası kesin ki günümüz medeniyetini tanımlayan enerji ve iletişim kaynaklarını bir gün için dahi insanlığın elinden alsanız, her türlü zombiden daha da dehşet saçarsınız.

Teknoloji hayatı oldukça kolaylaştıran ve hatta muhteşem denebilecek bir düzen. Ancak sadece var olduğu sürece.

Bugün benim cep telefonumla bilgisayarım çökse ve ben ev ya da işimden uzakta bir yerde olsam, tam bir psikolojik savaş içinde bulurum kendimi. Çünkü çocukluğumun aksine bugün ne ailemin, ne eşimin ne de yakın bir arkadaşımın telefon numarasını ezbere biliyorum. Hatta e-posta adresleri bile yarım yamalak duruyor aklımda.

Eskiden telefon numaralarını bıt bıt tuşladığımız için bakkaldan bilmem ne teyzemize, nerden baksanız on kişiye kadar insanın numarasını hafızada tutma beceremiz vardı. Artık bilgisayarlar sayesinde kalem tutmayan eller, cep telefonları sayesinde numara tuşlama diye bir fonksyondan da uzaklar. Hal böyle olunca kafada hiçbir numara kalmıyor tabi.

Aslında o kadar uzaklara gitmeme de gerek yok.

Araba yolda bozuldu diyelim. Cep telefonumun şarjı bitik. Yoldan geçen arabalara el kol işareti yaptım, hadi bir araba durdu. Ee, diyecek şahıs, buyrun cep telefonum arayın istediğinizi. Ne diyeceğim," Ya siz SİM kartınızı çıkarsanız da ben benimkini taksam da öyle arasam, ben kimsenin telefonunu bilmiyorum da ezbere..."

Teknoloji bağımlılığı değil; teknolojiye teslim olunmuş bir tembellik benimkisi. Bu şaşkınlık da beni ilk zombi saldırısında kurban gidecekler listesine sokuyor. O yüzden izlerken kendimi o uyuşuk yaşayan ölülere yem olan salaklardan biri gibi görmekten hep nefret ediyorum.

Yani demek istediğim aslında sevsem de kendi rezilliğimi gördüğüm için korkutucu geliyor bu zombi filmleri bana..

8 yorum:

Ali K. dedi ki...

Birincisi:
Sen zombi filmlerinin belgeselini yapacak kadar cok zombi filmi seyretmis bir insan olarak, nasil oluyor da sevmiyorum diyosun? Fena yakalandin, bu biiir.

Ikincisi:
Zombi filmlerinden ziyade, dunyanin ve insanligin sonunun portresinin tasvir edildigi filmler benim de ilgimi ceker. Film bittikten sonra da bi film ben cekerim kafamda. O yuzden yazini cok begendim. Birilerinin de baska baska diyarlarda benzer sekilde dusundugunu gormek guzel!

Uyumsuz dedi ki...

Ali Kuşcu, evet sevmiyorum ama sevmediğim halde izliyorum, bağımlılık bir tür, merak ya da, kendini sınama da denebilir :)

JoA dedi ki...

hani birkaç ay önce cep telefonum çalındı ya, sevgilime haber vermek için önce kardeşimi evden arayıp (çünkü sadece birkaç ev telefonu var ezberimde) bana sevgilimin numarasını söylemesini istedim. acınası bir durum. ve dediğin gibi, tamamen tembellik.

5 yıl sonra bu yaz nihayet tatile çıkacağım. bilgisayarı götürmeyecektim. fotoğrafları aktarmak için içimizden birinin b.sayar götürmesi gerekti. ben kurban seçildim:) ama içten içe seviniyorum da. yani, no way out. ya da with or without you mu desem?

zombiler? hiç işim olmaz:)

cüzzamlı melek dedi ki...

ben o filmlerde kel adamları yediklerinde çok bozuluyorum :(((

Uyumsuz dedi ki...

O neden be :)

cüzzamlı melek dedi ki...

dünyayı anlamlı kılan tek varlıklar, kellerdir de ondan :))

Uyumsuz dedi ki...

Aşık melek konuştu :)

cüzzamlı melek dedi ki...

1- aşık diilim artık. tayin olup giden adamı beklicek halim yok.

2- benim hiç kel sevgilim olmadı ki :(((((((((((((((((((