19 Ağustos 2010 Perşembe

Yeni bir insan türü

İlle De Roman Olsun Kitap Kulübü'nde son okuduğumuz kitaptan sonra aslında yeni birşey fark ettim. Üç maymunluk halinin artık değişim göstererek bir üst seviyeye dönüştüğünü.

Şöyle..

Eskiden bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyenler, sustukça sırası hala gelmeyenler, işinde gücünde olup kimseyle bir alıp vermediği olanlar hep huzurluydu. Kendi dertlerinden başka sorunu olmadıkları için, hiçbir şeye büyük çerçeveden bakamadıkları için kaygıları da ufak olurdu bu insanların. Sanardık ki asıl tehlike bunlar. Oysa beteri gelmiş yeni görüyorum.

Yeni neslin adı iyimser kandırıkçılar. Ya da hayalci saflar. Belki daha sert bir tanımla duymak istediklerinizi size pazarlayanlar..

Basitçe anlatmak gerekirse doğru söyleyeni dokuz köyden kovanların başını çektiği türdür bu insanlar. Ortada olan gerçeği biri cesaret edip de açıkça dile getirdiğinde bunlar hemen karalamayla var olan gerçeği pembeye boyarlar. Ya da daha da ileri gidip sanki o gerçeğin acı tadından onu dile getiren sorumluymuş gibi hedef oklarını zavallı dürüst ve cesur insana yönlendirirler.

Örnekle anlatmak gerekirse de aksiyon planları şöyle sıralanabilir.

- Aylardan mayıs, biri bu sene kurban bayramı dokuz gün yaşasın diye galeyana gelir. Diğeri çıkıp altı ay sonraki tatilin hayalini şimdiden mi kuruyorsun der ve hemen bizim iyimser kandırıkçı çıkar " Sen de ne kötümsersin, ne güzel tatil var işte, mutlu da mı olmayalım !" diye öbürünü paylar

- Denizfeneri Derneği'nin sadece Kanal 7'de tanıtılmasından şüphelenen ve bu yüzden bu derneği samimi bulmayan biri vardır. Almanya'daki aynı isimli derneğin savcılık soruşturmasına takılmasının ardından " Bu adamlar da insanların vicdanlarını kullanıp toplanan parayla yardım değil belli bir amaca hizmet etmişler" diye saydırırken bizim hayalci saf çıkar gene sahneye ve der ki " Dernek paranın hepsini hortumlamış değil, ihtiyacı olan bir çok zor durumdaki insana da yardım ediyor, neden bu kadar önyargılı yaklaşıyorsun ?" diye suçlar hemen

Görüldüğü üzere Kral Çıplak diye bağıran insana karşı linç kuvvetlerini salabilecek güçtedirler.

Bir diğer tehlike dokuz köyden kovulduktan sonra artık çekip giden dürüst insan da ortalıktan çekilden sonra gerçekleşir. Çünkü meydan bunlara kalır.

Ve bundan sonrası duymak istedikleriniz şeklinde devam eder.

Siz öğrenciyken kötü bir sınav sonrası sırtınızı sıvazlayıp " Boşver benim de kötü geçti zaten sınav." diye teselli edenlerdir bunlar. Perhize başladığınızda " Sen zayıfsın zaten, gel işte kebapçıya gidelim, pide yemezsin sadece et ye." de derler. Hoşlandığınız bir kişiyle ilgili " Bence kesin o da senden hoşlanıyor, daha iyisini bulamazsın, hemen atla " diye gaza getirip başınızın ağrıdığı bir akşam siz evde yatmaya hazırlanırken " Seninki stresten sadece, çıkalım içelim gör bak hemen gevşeyeceksin." diye ısrar edenlerdir.

Günü kurtarmanın daha çok işimize geldiğinin hepimizden çok daha iyi farkında olup uzun vaadeli hedeflerden bizi fena halde uzaklaştırabilirler.

Bu da benim yeni yeni gördüğüm bir insan modeli işte. Paranoyak yanımın bir ürünü de olabilir tabi ama ben gene de inanıyorum, etrafımızda çok fazla var bunlardan !

3 yorum:

WR dedi ki...

ya ne var hayalcilerse iyimserlerse bak ne güzel olumlu yaklaşıyorlar her şeye!

:P heuaheuahuea öperim!

serseriçilek dedi ki...

Muhteşem bir çözümleme olmuş, resmen kendimi sorguladım okurken. Eline sağlık :)

geveze baykuş dedi ki...

ne var canım, olumlu düşün olumlu olsun :P gel sen bak bi duble rakı içelim nasıl gevşeyivericen...