14 Nisan 2010 Çarşamba

Büyüksün Hayko


Hayko Cepkin'i ilk Number One TV'de gördüğümde Thom Yorke özentisi herifin teki demiştim. Müziği de daha Türkiye'de duyulmamış alternatif-elektro-rock karması birşey olduğu için farklılığıyla hemen göze çarpacak ve bana kalırsa da onun gibi imaj patlamasıyla çıkış yapan diğerleri gibi unutulup gidecekti.

Ama fena yanılmışım.

Hayko Cepkin aslında alışılagelmişin dışındaki duruşuna karşın, çıkışıyla değil, zaman içindeki emin adımlarla kalıcılığını ispatlamış oldu.

Daha sonra birkaç yerde rastladığım videoları, okuduğum röportajlarıyla, onu başta fazla önyargıyla harcamış olduğum için kendimden utandım. Yetmedi, bir de sempatizanı oldum.

Aslında hiç Türkçe sözlü müzikle aram yok. Hala kafamda Barış Mançolar, Yeni Türküler kalmış. Ama bazen işte bunalınca Youtube'u açıp Hayko Cepkin'i fon yaparak işe devam ediyorum. Çünkü, sözleri birbirinin aynı, türü ne olursa olsun Türkçe sözlü müziklerin arasında, insanda tokat etkisi yaratan sözleri, hem ciddi hem de samimi geliyor bana.

Geçen cuma bir topluluk içinde kendisiyle sohbet etme şansı yakaladığımda ise başta biraz tedirgin oldum. Uzaktan müziğiyle sevdiğim adam ya karşımıza geçip ukalaca hatta bizi hor gören laflarıyla tüm hislerimi tabana vurursa diye neredeyse endişelendim.

Hayko Cepkin geldi, geçti karşımıza kuruldu. Yaklaşık otuz kişi içinde herhalde onun müziğiyle haşır neşir en fazla beş kişi vardık. Buna rağmen rahat ve bir hayli ve samimi bir sohbet havası oluştu. Merak ettiğim sorulara verdiği yanıtlar beni tatmin etmesinden öte V
ay be adam resmen benim gibi düşünüyor diye kendimi Hayko Cepkin'le özdeşleştirmeye kadar götürdüm hayranlığımı.

Kendisini anlatırken, tıpkı duruşu gibi kendinden emin, rahat ama gene de karşısındakini rencide etmeden ifade etmesi zaten başlı başına karakterinin gücünü ortaya koyuyordu. İşin kolayına kaçıp
beni seven böyle sevsin, sevmeyen de gitsin gibi bir yaklaşımı yoktu hiç " Ben öfkeyle beslenen bir insanım, müziğimde öfkeden başka birşey yoktur. Şehir manzarasına bile bakarken öfkelenecek bir sürü şey görürüm. Ama çıkıp da Nefret ediyorum şehir senden diye şarkı yapmıyorum bu yüzden." cümlesi zaten bütün şarkılarının ve videolarının özeti gibiydi.

Mesela Melekler parçasının videosundaki evsiz adam onun bu bahsettiği öfkeyi net biçimde ortaya koyuyor. Bu insanlar varlar ve biz onları yok sayıp günlük koşturma içinde yanlarından geçip gitsek bile var olmaya devam edecekler. Bunu bir sanatçıdan daha iyi aktarabilecek kimse yoktur herhalde.

Hayko Cepkin, sadece müziğiyle kendini ifade etmeyi seven, onun dışındaki herşeyi ancak kendi keyfine göre şekillendiren ve bu yüzden de doğallığını hep koruyan bir sanatçı. O yüzden de kimsenin denemediği sahne gösterileri yaptığında yadırganmıyor ama ilgi çekmek için farklı yöntemler deniyor damgası da yemiyor.

Görünümdeki farklılığa rağmen önce müziğiyle insanları etkiliyor.

O yüzden bence, büyük adam Hayko.

6 yorum:

The Daughter of God and Alexandre Dumas dedi ki...

Hayko'yu ben de çok seviyorum, her şeyden önce de müzisyenliğiyle. Tipi en başta biraz önyargı yaratıyor ama adamın tarihçesine bakarsan 15 yıldır Türkiye'deki ciddiye alınacak herkesle çaldığını ve klasik Türk müziği eğitimi aldığını da biliyorsundur.
Ha ben metal hiç dinlemem, o ayrı o yüzden gerçek anlamda fanı olamıyorum yaşı geçmiş teyzeler gibi ah bu çocuk hep klasik türk müziği söylese diyorum (çook güzel söylüyor!). Bir de mütevazi ve akıllı bir adam o yönünü de seviyorum. Yine de kalbimde hep ilk albümündeki haliyle kaldı, ilk albümü de benim ilk gözağrım... Hele yarası saklı, of of

creep dedi ki...

Blog aleminde Hayko'dan bahsetmiştim, sevdiğimi, müziklerinin evrensel bir dili olduğunu,yakın çevrem tarafından küçümsenmiştim.
Görüyorum ki benim gibi düşünen insanların var olduğunu görmek çok güzel.

Kivircik sacli kiz dedi ki...

Son albümündeki "yol gözümü dağlıyor" parçasına bayılıyorum.

Bu arada adamın konservatuarlı olduğunu bilmek de şaşırtıcı:)

Kivircik sacli kiz dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
The Daughter of God and Alexandre Dumas dedi ki...

"2 yıl Mimar Sinan Üniversitesi'nde Şan eğitimi aldı. 2 sene Timur Selçuk Cağdaş Müzik Merkezi'nde Şan, Solfej ve Armoni dersleri aldı. 1 sene Akademi İstanbul'da piyano eğitimi gördükten sonra profesyonel müzik yaşantısına 1997 yılında klavyeci olarak başladı."
diyor biyografisi....

cüzzamlı melek dedi ki...

kendi gibi, hissettiği gibi yaşamaya çalışmasından kelli, takdirimizi kazanmıştır.