5 Ağustos 2009 Çarşamba

Yozlaşmış bir tabu

Adı futbol denen sporun Türkiye versyonunu son yıllarda itici buluyorum. Çünkü sözde daha çok para kazanan kulüplerle görüntüde gelişen ama aslında tamamen makyajdan ibaret bir yozlaşmadan ibaret artık bu ülkedeki futbol.

Öte yandan çok da acınası bir durumda ve spor ile her hangi bir bağı da kalmadı. Her yıl dönüşümlü şampiyon olan üç takımın sadece bir oyuncu için harcadığı paralara bakın. Bir de sonuca.

Biri on yıl öncede kalmış, hala UEFA şampiyonluğla hava atıyor.

Biri en çok kupayı kazandıyla övünüyor.

Biri en çok para ve taraftar bende ayaklarıyla televizyon kanalı, cep telefonu gibi futbol ile kel alaka işlerle büyüklüğünü göstermeye çalışıyor.

Pazar akşamı oluyor, maç özetlerini yorumlayan kanallarda seviyesi diplerde bir sürü adam Türkçe'yi katlederek akıllarınca maç yorumluyorlar. Bakıldığında vasat bir futbol için gece ikiye kadar heyecanla çene yarıştırarak futbola ya da başka bir amaca değer katamadan gaza geliyorlar.

Sonra takımlar Avrupa'ya gidiyor, kelimenin tam anlamıyla Avrupalı takımlarca " tokatlanıyor". Lig sonu yaklaşıyor, bizim üç zengin, tek bir oyuncusu kadar bütçesi olmayan Anadolu'lu diye anılan takımlara şampiyonluğu kaptırmamak için didişip duruyorlar.

Futbolcular pahalı ama ne sporcu ahlakına sahip olmayı ne de takım olmayı becerebiliyorlar.

Antrenörler kulüp yönetiminin kuklası.

Seyirci desen mağlubiyete tahammülü olmayan potansiyel seri katil modeli.

Bu kadar basit değil demeyin. Açıkça görünen budur Türkiye futbolu ile ilgili.

Çirkin, başarısız, kötü amaçların elinde, hiçbir uluslararası karşılaşmaya gücü yetemeyecek kadar kan kaybetmiş acınası bir halde; üstelik de gittikçe kötüleşen, yazık edilmiş enerji ve para kaybı !

12 yorum:

geveze baykuş dedi ki...

takım tutmanın mantığını anlamıyorum zaten. oyuncular habire değişiyor, antrenörler değişiyor, formalar değişiyor... geriye bi tek logo kaldı. koca kafalı salak çizgi karakter tweety de takım kursa, onu mu tutacaklar yani nedir bu saplantı?

herkesin tuttuğu kendine diyerek, fanatizm hakkındaki görüşlerimi de umuma açıyorum.

iyi demişsin valla. hadi görüşürüz.

Uyumsuz dedi ki...

O mantığa hiç girmiyorum bile. Futbol taraftarı kadar nankörünü görmedim. Adam takıma transfer olur havaalanlarında davul zurna karşılarlar, lig sonu başka takıma geçer anında yuhalama bilmem ne. Yahu adam profesyonel, bu işten para kazanıyor. Napsın, bir takıma girdi diye oradan mı emekli olacak ?

Bugün milli atletler bile yeri geliyor kendi ülkeleri yerine daha iyi para veren ülkeleri temsil ediyorlar. Milyon dolara transfer teklifi alan adam mı takım değiştirmeyecek !!

Attila dedi ki...

Amacin ne olduguna bakmak lazım. Amac para kazanmak. Futbol arac. Yazindan futbol'u cikart yerine istedigin seyi koy, muzik, film, tiyatro, politika yazinin anlami kaybolmayacaktir. Sonucta adamlar satacak seyi yapip sunuyorlar ve cok cok fazla insan da bunu aliyor. Sonucta da o begenilmeyen ekonomik zincirdeki her bir isim degil benim senin yazini okuyanlarin tumunun kazanacagindan fazla para kazaniyorlar. Dunyanin duzeni USD.

creep dedi ki...

kulüp yöneticisi;
kara para aklayan, ihale koparan, yöneticiliği meslek edinmiş kimse.

Antrenör;
aktif spor hayatında bingo yapamamış kişi

futbolcu;
kısa yoldan veya bir nevi eski tabirle köşe dönücü.

taraftar;
erken boşalma sorunu olan (fanatikler için bu tabir)

Uyumsuz dedi ki...

Valla hemşo, ne diim, en iyi özeti sen yapmışsın.

creep dedi ki...

teşekkür ederim hemşo:)
Arkadaşların yorumları da çok güzel. Ama onlar bilimsel açıklamalar yapmış.
Ben tribün ağzıyla yaptım:))

Uyumsuz dedi ki...

Bu arada sizin de KSK maçında kendi taraftarınızı öldürdüğünüz günü unutmadık efem..

creep dedi ki...

sevgili kumru ekmeği sevmeyen uyumsuzum;
Ölüm olaylarını deşersek sizin bizden daha kötü bir şöhretiniz var.
Geçenlerde Bandırma'dan geçerken Banvit maçı dönüşünde dağıtılan ve ne yazık ki sizden bir kişinin ölümüyle sonuçlanan olaydaki benzin istasyonu, Stephen King romanlarındaki evlere benziyordu:(

Uyumsuz dedi ki...

Burada bir siz varsa o da sizsiniz, zira Karşıyakalı olmam KSK'lı olmamı gerektirmiyor hemşo.

Ayrıca ben kumru ekmeğini sevmiyorum ve İzmir'in güzelim karışık sandvicini yılların tulum peynirli kumrusuyla karıştıran zihniyeti de kabul etmiyorum !!

:))

creep dedi ki...

uyumsuzum;
nerde kaldı hür düşünce yapısı.
sansüre hayır diyen blog kardeşliği:)
ama ben yine de seviyorum seni hemşo:))

JoA dedi ki...

açıklıyorum, türkiye sarsılacak:

4 yaşımdan beri desteklediğim, hatta uğruna ortaokulda arkadaşımı dövdüğüm gs'yi birkaç ay önce protesto sonucu terk etmiş bulunuyorum. adnancııım aradı, yapma etme JoA, sensiz gs gs olmaz dedi ama geri adım atmadım:)

hatırlayalım:
Portekiz’i çok uzun süre yöneten faşist diktatör Salazar demiş ki:

“- Ben ülkeyi üç F ile elimde tuttum: Fado, fiesta, futbol...”
(Fado, bir tür Portekiz türküsüymüş).

bir rivayet de aynı sözü ispanyol diktatör franco'nun söylediği: "futbol, Fiesta, Femenino (kadın)

Uyumsuz dedi ki...

Bizim de üç F'miz var: Fırsatçılık, Futbol ve Fethullah :P